15 Şubat 2011 Salı



Bugünün bebekleri o kadar değişken bir dünyada doğuyorlar ki, şu anda zar zor hayatını sürdüren bazı teknolojiler, onlar okula giden bir çocuk ya da genç oldukları zaman muhtemelen çoktan tarih sahnesinden silinmiş olacak. İşte bazı tahminlerim :

Video cihazları ve kasetler
DVD 1995’te icat edilmişti. O sıralarda VHS kasetler Betamax’a karşı zafer kazanmışlar ve piyasa hakimiyetinin keyfini sürüyorlardı. Ancak şu anda evlerimizde eskiden kalmış ve muhtemelen hiç kullanılmayan video cihazları dışında artık ne yeni üretim var, ne de VHS kaset arayanlar. Bunları kiralayanlar da başka işlere çoktan döndüler. Bugünün bebekleri büyüdüğünde onlara neredeyse kitap boyutundaki bir kasetin DVD’den en az dört kez daha kötü rezolüsyonlu ve sadece 2 saatlik film alabildiğini anlatmak pek kolay olmayacak. Gerçi o zamana kadar muhtemelen DVD de kalmayacak, o da ayrı. Şimdiden Blue-ray bayağı hayatımıza girmiş durumda...

Seyahat Acentaları
Çevrimiçi tatil, seyehat, rezervasyon vb. siteleri o kadar çoğaldı ki, bir 10 sene içinde seyahat acentasının kapısını çalıp, katalogdan gidecek yer seçecek kimse kalacak mı, gerçekten merak içindeyim.

Kitapçılar-Kitap ve Dergiler
Gerçi özellikle kitapçılar ülkemizde hiçbir zaman ilgi görmemişti ama ileride durum daha da kötüleşecek onlar için. Daha şimdiden Amazon’da e-kitap satışı normal kağıda baskı kitapların sayısını geçmiş durumda. iPad ve benzeri tabletlerin giderek yaygınlaşması ve ucuzlaması en azından kitapçıların sonunu hazırlayacak bence. Yine de basılı kitapların en azından bir nesil daha ortalıkta olacağını sanıyorum, ama hiçbir zaman emin değilim! Olsalar iyi olur, basılı kitapları hala seviyorum.

Haritalar
GPS cihazları gittikçe küçüldü, fonksiyonları arttı. Artık çoğumuzun telefonunda da GPS var. Aradığımız yerleri, restoranları vs. bulmak için daha çok onları kullanır olduk. Bir yere gitmeden önce şöyle bir Google Maps’e göz atmayanımız pek kalmadı. Artık adres sormak gibi, cebinde kağıttan bir harita taşımak da çoktan tarihe karışmak üzere. Zaten muhtemelen bir yer sorana ya da yolunu kaybedene uzaylı gibi bakılmaya başlanacağı günler çok uzakta değil.

Gazetelerdeki Seri İlanlar
Sahibinden.com gibi siteler çıktığından beri gazetelerde seri ilan baktığımı hatırlamıyorum. Sitelerdeki dinamik içerik varken, seri ilan sayfalarının da uzun süre yaşaması zor görünüyor.

Ansiklopediler
Eskiden özenle fasiküller biriktirilerek uzun sürede edinilen, daha yakın geçmişte gazeteler tarafından verilen birçok ansiklopedi vardır çoğunuzun anne babasının evinde. Ben de çok ödevimi evdeki heybetli Meydan-Larousse ciltlerinden yapmışımdır. Ama artık elinizin altında Google ve Wikipedia varken kaçınız onlara bakma ihtiyacını hissediyorsunuz? Yine de internetteki her bilginin doğru olmayabileceğini bilerek, sağlam kaynaklardan bilgiye erişmekte fayda var.

CD’ler
DVD’nin bile geleceği tehlikede iken, çok daha az bilgi saklayabilen müzik CD’leri, VCD’ler ve veri taşıyan CD’lerin uzun zaman yaşayabilmesi çok mümkün görülmüyor. Artık en basit MP3 çalıcı veya USB bellek bile bir CD’den çok daha fazlasını saklayabiliyor. Internet hızlarının çok artması müzik ve video içeriğini indirmeyi hatta çevrimiçi olarak seyretmeyi/dinlemeyi kolaylaştırdığı için, geleceğin dünyasında CD’lere yer yok!

Sabit telefonlar
Hala sabit hatlarımızı bayağı yoğun bir şekilde kullanıyor olsak da (en azından ADSL erişimi için), sabit telefonlar da yavaş yavaş hayatımızdan silinecek. 3G ve daha ileri teknolojiler sayesinde onlara zaten ihtiyacımız da kalmayacak. Sabit bir telefon geleceğin evlerinin antikası olmaya aday şimdiden.

Film Kullanan Fotoğraf Makineleri
Aslında bunlara kaset kullanan kameraları da eklemek lazım. Şu anda bile kimse makina fotoğraf çektikten sonra çektiği resmi anında görmemeye dayanamıyor. Düşünün ki bir de eskiden film koymayı unutmak, filmin yanması, iyi çıkmaması riskleri vardı. Kasetli kameralar da benzer durumda. Kimse analog (gerçi bazıları dijital ama) bir kaseti bilgisayara aktarmak için vakit kaybetmek istemiyor. Anında çekeceksin, göreceksin, istemediğini sileceksin. Film kullanan profesyonel fotoğraf makinaları da artık yerlerini megapiksel hesabını tutamadığımız dijitallere terk etmeye başladılar zaten.

Telefon Rehberleri
Sanırım bunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. En son ne zaman sarı sayfalı bir telefon rehberi gördünüz? Sahi, ankesörlü ve kredi kartlı telefon kulübeleri daha ne kadar dayanacak acaba?

Kataloglar
Eskiden firmalar gösterişli, kalın, yüzlerce sayfalık ürün katalogları verirlerdi. Çevrimiçi kataloglar dururken bunlara bakmayı akıl edenler var mı ki?

Faks makinaları
Tarayıcıyı kullanabiliyor musunuz? Sonra ortaya çıkan pdf dosyasını da e-posta ile gönderebilirsiniz değil mi? Eee, faks makinasına ne gerek var?

Resim çerçeveleri
Sadece tek bir resmin konduğu, yıllarca değişmeyen resim çerçevelerinin yerini de gittikçe ucuzlayan elektronik benzerleri gittikçe daha fazla almaya başlıyorlar.

Televizyon/radyo reklamları
TV ve radyo reklamları tamamen yok olmasalar da, Internet ortamındaki reklam pastasının günden güne büyüyeceği kesin. Zaten muhtemelen ileride birbirinden ayırmak zorlaşacak, çünkü televizyonlar da Internet üzerinden yayın yapıyor olacaklar. Bunun sonucunda da bir sonraki madde geçerli olacak:

Uydu antenleri, karasal antenler
Internet hızlarının gittikçe artması ile birlikte bütün TV ve radyo içerikleri yavaş yavaş Internet’e taşınıyor olacak. Bu da hem görüntü kirliliği hem de elektromanyetik kirliliğin azalmasına yardım edecek. Başınızı kaldırıp bir göz atın. Çevremizdeki bunca uydu anteninin ve radyo vericisinin yarattığı çirkin görüntüden kurtulmak güzel olmaz mıydı?

Yukarıda yazdıklarım ilginç geldi mi? Belki de olmaz diye düşünüyorsunuz. Ancak 80’lerde ve hatta hatta 90’larda çocuk olanların aklına bile gelmeyecek teknolojilere sahibiz şimdi. Örneğin cep telefonu standardı GSM’in daha 1994’te kabul edildiğini ve ülkemizin cep telefonu ile doğru düzgün tanışmasının 2000’leri bulduğunu anımsatırım. Şu anda hangimiz cep telefonsuz bir hayat düşünebiliyor? Bu arada 70 ve 80’lerde çocukluğunu yaşamış biri olarak, o yıllara ait de bir teknoloji nostaljisi de yazmak istiyorum. Yakında...



25 Ocak 2011 Salı

1943 31 Mayıs 1943’te ENIAC’ın üretimi başlatıldı. 1945 ilkbaharında çalışır hale geldi.

Colossus
1943 Aralık ayında İngiltere’de tüpler ile yapılan Colossus çalışmaya başladı. Bu bilgisayar, tümüyle elektronik ilk hesaplama makinası olarak tarihe geçti...







Mark I
  1944 Harward Üniversitesinde üretilen Harward Mark I, 7 Ağustos 1944’te faaliyete geçti. Bu bilgisayar IBM ASCC olarak da bilinir. (ASCC : Automatic Sequence Controlled Calculator = Otomatik Ardışık Kontrollü Hesaplayıcı)





1945 John von Neumann hafızada saklanabilen program fikrini ilk kez öne sürdü.

1945 Konrad Zuse bu kez de Z4’ü üretti. Savaş sonrası Almanya’da bilimsel çalışma yapan bilgisayarların öncüsü bu cihazdır.

1945 Grace Murray Hopper, Mark II’nin prototipi üzerinde çalışırken ilk bilgisayar hatasını (bug) keşfetti. Bu bug (böcek) bir röle hatasından kaynaklanıyordu. Bilgisayar programlama hatalarına bug(=böcek) denilmesi bu eski tip bilgisayarlardan kalma bir terimdir. Rölelerin kontaklarına ya da başka hassas bölgelere giren böcekler bilgisayarlarda sorunlar çıkarırdı. Debug (yaklaşık çeviri = böcekten arındırma) lafı da buraya dayanır. Böceği bulunca hata bulunmuş oluyordu.


ENIAC
1946 Pensilvanya Üniversitesi, ENIAC’ı görücüye çıkardı.

1947 Temmuz 1947’de Harward Mark II çalışır hale getirildi. 





Magnetic Drum Memory


1948 “Magnetic Drum Memory”, bilgisayarlar için bir veri saklama yöntemi olarak piyasaya çıkarıldı... 







>>> ÜÇÜNCÜ BÖLÜME GİT

24 Aralık 2010 Cuma

R2D2
Tatooine gezegeni kadar nem oranı düşük olmasa da, ofisinizde de zaman zaman nemlendirme ihtiyacı olabilir. İşte bu ihtiyacı karşılamak amacı ile üretilmiş bir ürün. R2D2'nun içini su ile doldurun, sonra da bilgisayarınızın boş bir USB kapısına bağlayın! Bu gidişle USB'ye bağlanmayan bir şey kalmayacak sanırım...

23 Aralık 2010 Perşembe

Teknoloji dünyasındaki ilk gerçek “bilgisayar” ENIAC idi. Ama ENIAC’a gelene kadar tabii ki bilim adamları, mucitler ve girişimciler boş durmadılar. İşte onların tarihi :


MÖ 3000 Babil’de abaküs bulundu. Bazı kaynaklarda da abaküsün Çin’de icat edildiği belirtilir. Ne olursa olsun, sayıları saymak için araç kullanmanın ilk örneğidir abaküs. 

Abaküs kendi başına bir hesaplama aracı olmayıp, hesap yapanların sayıları takip etmesi için tasarlanmıştır. Resimdeki çok eski bir örneğidir.

1623 William Schickard “hesaplayan saat” adını verdiği cihazı yaptı. Cihaz dişli mekanizması ile çok haneli sayıları birbiri ile çarpmakta kullanılıyordu.


 1642 Blaise Pascal “Pascalane”yi yaptı. Dişli sistemlere sahip bu makina, ilk mekanik toplama makinasıdır. Daha sonra Pascal’ın adı bir programlama diline de verilmiştir. (resim)



1666 İngiltere’de Samuel Morland toplayabilen ve çıkarabilen mekanik bir hesap makinası yaptı.


1674 Gottfried Leibniz “Adımlı Hesaplayıcı”yı yaptı. Bu hesaplayıcı adım adım çalışan silindirik bir dişliden oluşuyordu. (resim)


1774 Philipp-Matthaus Hahn 12 haneye kadar hesaplayabilen hesap makinaları yaptı. Bunları ticari olarak sattı da.

1777 Çarpma yapabilen hesap makinaları icat edildi.


 1820 “Thomas Arithmometer” adı ile ilk defa seri üretime geçebilen bir hesap makinası yapıldı. Bu makina uzun yıllar üretildi ve satıldı. Leibniz’in adımlı hesaplama sistemi ile çalışıyordu. (resim)

1822 Charles Babbage “Fark Makinası”nı (Difference Engine) tasarlamaya ve yapmaya başladı.


1829 Willem Austin Burt Amerika’nın ilk daktilosunu yapmayı başardı. Tasarım biraz garip olmasına rağmen çalışıyordu. (resim)





1832 Charles Babbage ve Joseph Clement “Fark Makinası”nın bir kısmını üretmeyi başardılar.

1849 Charles Babbage “Fark Makinası”nın ikinci versiyonunu tasarladı ama üretemedi.

1854 George Boole, daha sonra tüm bilgisayar tasarımının temelini oluşturacak olan, semboller ve mantıksal çıkarımlardan oluşan bir sistemi anlatan “Düşünmenin Kanunlarına Dair İncelemeler”i yayınladı.

1889 Herman Hollerith’in “Electric Tabulating System (Elektrikli Çizelgeleme Sistemi)”, 1890 nüfus sayımını değerlendirecek makinayı seçmek üzere açılan yarışmayı kazandı. IBM’e giden ilk adım!

1893 İlk dört fonksiyonlu hesap makinası icat edildi.

1896 Herman Hollerith, “Tabulating Machine Company” adı ile kendi şirketini kurdu. IBM’in temeline bir taş daha konmuş oldu.

1911 Tabulating Machine Company, başka iki şirket ile birleşerek “Calculating, Tabulating and Recording Company-Hesaplama, Çizelgeleme ve Kayıt Şirketi” adını aldı (CTR). Bu şirket ileride IBM olacaktır.

1919 Amerikalı fizikçiler Eccles ve Jordan flip-flop devresini icat ettiler. Bu devre, günümüzdeki bilgisayarlarda da bir çok devrenin temel taşıdır (özellikle hafıza devreleri).

1924 CTR adını değiştirerek International Business Machines (IBM) adını aldı.

1930 MIT Üniversitesinde geliştirilen Differential Analyser, birçok differansiyel denklemi çözmeyi başardı.

1931 Reynold B. Johnson adında bir lise öğretmeni, çoktan seçmeli sınavların cevaplarını okumayı sağlayacak, özel bir kurşunkalem vasıtası ile çalışan bir yöntem keşfetti. Daha sonraları IBM bu teknolojiyi satın aldı.

1935 IBM, elektrikli bir daktilo ve Model 601 adında, delikli kart okuyabilen bir çarpma makinasını piyasaya çıkardı.

1937 Claude Shannon, ikili sistem ile çalışan elektrikli bir toplayıcıyı icat etti.

1937 Alan Turing, Turing makinasının prensiplerini yayınladı.

1938 William Hewlett ve David Packard, günümüzün bilgisayar devi HP’yi Hewlett-Packard adı ile Palo Alto (Kaliforniya)’da bir garajda kurdu. (Ne garajlar varmış adamlarda bu arada :) )

1938 Alman Konrad Zuse Z1 adını verdiği elektro-mekanik bir bilgisayar üretti.

1939 George Stibitz, Boolean cebiri ile çalışan bir ikili devre tasarlamayı başardı.

1939 John Vincent Atanasoff ve Clifford E. Berry binary aritmetik kullanan bir bilgisayar yapmayı başardılar.

1940 Konrad Zuse Z2’yi üretti. Bu bilgisayar öncekinin aksine mekanik aksam değil, telefon röleleri kullanıyordu.


1941 Konrad Zuse bu kez Z3’ü üretti. Z3, program kontrollü olarak çalışan ilk elektro-mekanik bilgisayardır. (resim)



Daha sonra üretilecek olan ENIAC ise tamamen elektronik idi. ENIAC ve sonrası bir sonraki bölümde…

>>> İKİNCİ BÖLÜME GİT
<<< BİR ÖNCEKİNE DÖN

20 Aralık 2010 Pazartesi

 Amerikan firması Microvision “SHOWWX +” adını verdiği minik projeksiyon cihazını piyasaya sürdü. Laser ışını ile çalışan bu mini projeksiyon cihazı diagonal olarak 2.5 metre genişliğe kadar duvara yansıtabilme yeteneğine sahip. iPhone, iPad ve iPod dedik ama, diğer akıllı telefonlar ve dizüstü bilgisayarlara da bağlanabiliyor. İstenirse pil ile de çalışabilen cihaz, Iphone’dan sadece biraz daha büyük boyutuna rağmen 2 saat kadar pil ömrü de sunuyor. Maksimum çözünürlüğü 848 x 480, kontrast değeri 1:5000 (LED için çok iyi bir kontrast değeri). Tabii ki pek ucuz değil, fiyatı 450 dolar civarında.
Yanında sayaç olan trafik lambaları ülkemizde yaygın (en azından İstanbul’da). Bu da LED’ler ile yapılmış değişik bir deneme. Orjinal resimleri burada bulabilirsiniz. Gerçi yorum yapanlar bu lambaların pek güvenli olmadığı, ya da renk körü kişiler için tehlikeli olacağını bildirmişler ama yine de değişik bir tasarım. Bu lambalara alternatif olarak bir de bu önerilmiş. Sanırım biz çoktan doğru yolu bulmuşuz…
Biraz yaratıcılık ile her şey mümkün. İşte ispatı… 8 tane daha farklı türünü görmek için buraya tıklayabilirsiniz.