1 Ekim 2012 Pazartesi


Bildiğimiz gibi Li-Ion piller mobil ürünlerde çok sık tercih ediliyor. Bu pillerin avantajı sağladığı güce göre hafif olması, bellek etkisinin olmaması ve kullanılmadığı zaman yavaş boşalması olarak belirtilebilir. Özellikle hafiflik, mobil cihazlarda kullanılmaları için bu pillerin en önemli avantajı. Pillerin dezavantajı olarak da daha pahalı olmaları, iç dirençlerinin yüksekliği, ısı ve fazla şarj ile ömürlerinin kısalması ve güvenlik riskleri (patlama riski) gösterilebilir.

Yakın bir zaman önce cep telefonum için bir pil aldım. Pili telefonuma taktığımda şarj etmediğini fark ettim. Yeni cihazlarda belirtildiği gibi uzun süre şarj ettiğim halde pilde herhangi bir dolma belirtisi görülmedi. Tabii hemen araştırma ihtiyacı hissettim ve ölçü aleti de dolaptan çıkarıldı. Aradaki süreci fazla anlatmadan sonucu özetleyeyim. Pilin üretim tarihi, aldığım tarihten tam iki sene öncesi idi. Bu kadar uzun süre stoklanan pilin şarjı da nerede ise sıfırlanmıştı. 3.6V olması gereken pil 1.1V gösteriyordu. Telefonun şarj cihazı şarj etmeye başlıyor, ancak pilin voltajı istenilen eşik değere ulaşmadığı için hemen şarjı kesiyordu.
Burada Li-Ion pillerle ilgili güvenlik önlemlerinden bahsetmekte fayda var. Tamamen boşalmış bir pilin şarj edilmesi önerilmiyor. Ayrıca fazla şarj, voltajın yükselmesi, ısının yükselmesi gibi etkenler de pilin patlama riski oluşturmasına sebep olabiliyor. Bu nedenle Li-Ion pillerin içine bir koruma devresi yerleştiriliyor. Bu koruma devresi, pilin voltajının aşırı düşmesi, aşırı yükselmesi, aşırı şarj akımı, kısa devre ve pilin tamamen boşaltılmaya çalışması gibi durumlarda devreye girerek pilin dış dünya ile bağlantısını kesiyor.

Benim durumumda da olan buydu. Pilin voltajı minimum değer olan 2.2V’tan çok aşağıya, 1.1V’a düştüğü için koruma devresi normal bir şarja izin vermiyordu. Pili çöpe atmadan önce son bir deneme yapmaya karar verdim. Pili yaklaşık 1 saniye kadar 6V’luk bir güç kaynağına bağladım. Bir anda pil yüksek bir akım çekerek 2.7V’a ulaştı ve hemen normal şarja takarak şarj işlemini tamamladım. Oldukça yüksek bir meblağ ödediğim pili de kurtarmış oldum. Başına benzer bir durum gelen olursa aklında bulunsun. Ancak aşağıdaki uyarıyı okumadan da işe girişmeyin!

UYARI :
Yukarıda bahsettiğim yöntemi denemek istiyorsanız, risk tamamen size aittir. Hiçbir sorumluluk kabul etmiyorum. Çünkü;
           - Pil üreticisi firmalar, tamamen boşalmış bir pilin şarj edilmesini tavsiye etmemektedir. Patlama riski her zaman vardır.
           - Pile nominal gerilimi üzerinde bir gerilimi uzun süre uygulamak aşırı akıma, aşırı ısıya ve patlamaya neden olabilir.
           - İşlem sonucunda pil şarj olmaya başlasa dahi ömrü azalmış olabilir, ya da patlama riski devam edebilir. Bir süre izlemekte fayda olacaktır.
           - Dizüstü bilgisayar pili üzerinde bir deneme yapmadığım için dizüstü pillerinde aynı yöntemin çalışıp çalışmayacağını bilemiyorum. Ama onların patlaması daha da tehlikeli olur doğal olarak.

İlla denemek istiyorsanız; uygun güvenlik önlemlerini alarak denemenizi tavsiye ederim. Elektronik bilginiz ve tecrübeniz kısıtlı ise pek bulaşmayın. 

28 Eylül 2012 Cuma


FİRMA REHBERİ


İnternet çağımızın en büyük yeniliğidir ve bilgi paylaşımının ve araştırılmasının en popüler yoludur.
İnternet hayatımızı, iletişim kurma, ticaret ve yayın yapma, öğrenme, öğretme şeklimizi değiştirdi ve çeşitli etkinlikler yaratma ve bunları kontrol etmemizi sağladı

NEDEN FİRMA REHBERİNDE YER ALMALIYIM?

Firma firma gezmeden, aynı anda birden çok firmayı ziyaret etmenin tek yolu, internet üzerinden firma ürünlerine ulaşmakla mümkün oluyor
Firmanız için çok iyi bir imaj sağlar, diğer firmalar üzerinde kaliteli bir firma olduğunuz izi bırakır.
Sanal ortamda açmış olduğunuz bir sergi salonu veya şube olarak çalışır.
İstediğini değişiklikleri saati geçmeden değiştirebilme imkanı sunar.
Sizinle veya bir ürününüzle ilgili bilgi almak isteyenlere sitenizi söylediğinizde zamandan kazanmanızı sağlar
Her zaman söylediğimiz gibi, diğer reklam çeşitlerine göre size mal olabilecek en ucuz reklam aracıdır.
Diğer reklam yöntemlerine bakıldığında en geniş ve gelir seviyesi yüksek kitleye hitap edebileceğiniz tek reklam aracıdır.

www.firmamedya.com Ücretsiz Firma Rehberi


16 Eylül 2012 Pazar


Bu yazı satın aldığınız sabit disklerin ya da diğer bellek ortamlarının neden üzerlerinde yazan değerde olmadığını açıklamaktadır. Bu fark üreticilerin oynadığı bir oyundan kaynaklanmaktadır.

Bilindiği gibi, rakamların sonundaki sıfırları çeşitli ön ekler ile belirtmek mümkündür. 1,000’in karşılığı “Kilo”, 1,000,000’un karşılığı “Mega”, 1,000,000,000’ın karşılığı da “Giga” ön eki ile belirtilir. “Tera” da 1,000,000,000,000 sayısına (1 trilyon) karşılık gelir. Bilgisayar dünyasında ise bu (tam olarak) böyle değildir. İkili sistem kullanan bilgisayar aritmetiğinde, 2 üzeri 10’a karşılık gelen 1,024 sayısı “Kilo” ön ekinin karşılığı olarak kullanılır. Bu durumda 1,024 x 1,024 yani 2 üzeri 20 (Mega) 1,048,576 sayısına denk gelir. Bu sayının karesi bize Tera’nın bilgisayar dünyasındaki karşılığını verecektir, yani 1,099,511,627,776. Bu sayı, 1TB’ın içermesi gereken byte sayısıdır. 

Sabit disk ve diğer bellek ürünlerinin üreticileri ise burada bir uyanıklık yapmaktadır. Onlara göre Tera, normal matematikteki Tera’dır, yani 1,000,000,000,000. Bu da 1 TeraByte olarak aldığınız sabit diskin neden 1TB olmadığını açıklamaktadır. Hesap yaparken bu sayıları 1,024 ve katlarına bölmek gerekmektedir. Örneğin, verilen byte sayısını GB olarak hesaplamak için 1,024’ün küpüne bölmek gerekir. Üreticinin size verdiği Byte sayısı 1,000,000,000,000 / (1,024 x 1,024 x 1,024 ); yani yaklaşık 931 GB olacaktır. Sabit disk alırken alacağınız gerçek GB ve TB’ları hesaplamakta fayda var...

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Bir zamanlar çok kullandığımız, ancak artık hiçbir işe yaramayan floppy disk'ler için buradakine benzer yaratıcı çözümler bulabilirsiniz. İleride benzer akıbete CD'lerin, DVD'lerin, USB belleklerin de uğrayacağı kesin gibi... Yazının orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.

17 Haziran 2012 Pazar

Baştan belirteyim, aşağıdaki hikaye uydurmadır. Bu hikayenin gemi ve ülke adları da değişik olmak üzere pek çok versiyonu internet üzerinde gerçek bir hikaye gibi dolaşmakta olmasına rağmen, kesinlikle doğrulanmamıştır. Konuyla ilgili İngilizce kaynağa buradan ulaşabilirsiniz. Bu hikaye gerçek olduğu sanılarak pek çok sunumda kullanılmakta, konuşmalarda değinilmektedir. Yine de karşılıklı iletişimin ve karşıdakini doğru dinlemenin bir örneği olarak güzel bir hikaye. Çok kullanılan bir versiyonu aşağıdaki gibi:


“Aşağıdaki döküman, Ekim 1995 tarihinde Newfoundland civarında seyretmekte olan bir Amerikan donanma gemisi ile Kanadalı yetkililer arasında geçen bir telsiz konuşmasının dökümüdür.


Amerikalılar : Çarpışmayı önlemek için, lütfen rotanızı 15 derece kuzeye çevirin.


Kanadalılar : Çarpışmayı önlemek istiyorsanız, asıl sizin 15 derece güneye yönelmenizi tavsiye ediyoruz.


Amerikalılar : Ben Amerikan donanma gemisi kaptanıyım, size rotanızı değiştirmenizi söylüyorum!


Kanadalılar : Hayır, asıl ben size söylüyorum, siz rotanızı değiştirin.


Amerikalılar : Bu Amerika’nın ikinci büyük uçak gemisi USS Lincoln’dür. Yanımızda üç destroyer, üç kruvazör ve bir çok destek gemimiz var. Ya 15 derece kuzeye dönüp önümüzden çekilirsiniz, ya da geminin güvenliği için gerekeni yaparız!


Kanadalılar : Burası deniz feneri. Siz bilirsiniz!”


Karşınızdakini iyi dinlemek, onu anlamanın ilk ve en önemli koşuludur...

18 Mayıs 2012 Cuma

Genellikle Hollywood filmlerini izlerken bilgisayarlı sahnelerde beni  ya gülme alır ya da yapılan aptalca yorumlara ve işlemlere sinirlenirim. Aşağıda bu tür filmlerde artık klişeleşmiş olan bilgisayar hatalarını ve komikliklerini bulabilirsiniz.

1-    
Bilgisayara girilemediğinde (ACCESS DENIED) mutlaka bir yolu bulunur, kesinlikle bir çözümü vardır.

2-     Bir işlem ne kadar karmaşık olursa olsun 3 saniyenin altında yapılır. Modemlerin hızı 2 GB/sn. civarındadır.

3-     Bir fabrika, elektrik santralı, nükleer santral ya da füzenin nedense önce kontrol paneli ısınır, yanmaya başlar, ardından da bütün bina havaya uçar!

4-      Bir bomba düzeneğini kontrol eden elektronik devrenin üzerinde mutlaka geri sayan dijital bir sayaç olmalıdır, yoksa düzenek asla çalışmaz.

5-      Ekranda görünen bir dosyayı silerseniz, o dosya dünya yüzündeki bütün disklerden, diğer bilgisayarlardan ve bellekten  sonsuza kadar kaybolur. Yedekleme yoktur, dosya kurtarma yazılımları bilinmez.

6-      Bir diskte şifreli dosyalar varsa, diski bilgisayara takar takmaz bilgisayar şifre sorar.

7-      Bütün diskleri bütün bilgisayarlar okuyabilir, bütün yazılımlar her platformda çalışır.

8-      Ekipman ne kadar yüksek teknolojili ise, o kadar çok düğmesi olur. Nedense hiç bir düğmenin üzerinde isim ya da bir şekil olmaz!

9-      Ne kadar eski olursa olsun bütün bilgisayarlarda 3 boyutlu, yüksek rezolüsyonlu ve gerçek zamanlı grafikler standartdır.

10-   20 senelik dizüstü bile video görüşme yapabilir ve süper bilgisayar hızındadır.

11-   Oyuncu ekrana bakarken yüzünde ekranın yansıması olur, bütün ekranlar inanılmaz parlaktır.

12-   Bilgisayarlar asla çökmez, kullanıcılar asla hata yapmaz.

13-   Herhangi bir bilgisayarda dünyada yaşayan herhangi birinin tüm bilgilerine ulaşmak çocuk oyuncağıdır. Tüm adli siciller, banka hesapları ve diğer bilgiler internet üzerinden herkese açıktır.

14-   Kurtuluş Günü (Independence Day) filminde olduğu gibi, bir dizüstü bilgisayarda çalıştırılan virüs yükleme programı her bilgisayarı etkileyebilir, uzaylıların bilgisayarları da dahil!

15-   Milyonlarca satır programı olan ve milyonlarca dolarlık bir parkı yöneten (Jurassic Park) süperbilgisayarı 13 yaşında bir çocuk kullanabilir, hayatında Unix kullanmamış olsa bile. Zaten Unix bilgisayarın kullanıcı arayüzü Mac, dosyalama sistemi DOS’tur ama aynı zamanda süper bilgisayardır.

16-   Aslında herkes her bilgisayarı kullanabilmektedir. Zaman yolcuları eski zamanlara dönüp DOS bilgisayarı hiç sorunsuz hemen kullanır.

17-   Bir virüs ya da zararlı programı bilgisayarın fişini çekerek durduramazsınız. Bütün bu virüslerin ve zararlı programların dahili bataryası vardır çünkü!

18-   Yine zararlı bir virüsün ya da programın yüklenmesini telefon hattını kopararak önleyemezsiniz. Bir şekilde kablosuz da işini yapar.

19-   Bilgisayarlar sadece Hacker’lar ve virüsler tarafından çökertilebilir. Normalde asla çökmezler.

20-   Bütün ekran yazıları 72 punto olmak zorundadır.

21-   Bilgisayarı yeniden başlatmanın tek yolu, binanın elektriğini kesmektir.

22-   Şifreler en çok 3 kerede tahmin edilebilir. 3 kerede şifreyi bulamazsanız vazgeçmeniz gerekir.

23-   Tüm programlar, tüm sistemlerde “ENTER”a basarak çalışır.

24-   Bütün kameralar, tarayıcılar ve fotoğraf makinaları 500 Megapiksel çözünürlüktedir. Herhangi bir imajı bozulma olmadan sonsuza kadar büyütebilirsiniz.

25-   Güvenlik için asla tedbir alınmaz. Dışarıdan gelen biri koca uzay aracını uçurabilir.

26-   Bütün Hacker’lar siyah ya da Hawai yazılı tişört giymek zorundadır.

27-   Gelen tüm mesajlar harf harf gelip ekrana yansır. E-mail telgraf gibi çalışmaktadır.

28-   E-mail geldiğinde bütün ekranı kaplayacak şekilde kendi kendine açılır.

29-   Kimse Windows kullanmaz. Macintosh pazar payı en az %75’tir.

30-   Karmaşık grafik işlemleri, kullanıcı arayüzü kullanımları sadece klavye ile yapılabilir. Fare benzeri şeyler kullanmaya gerek yoktur.

31-   Bir robotun gözleri kırmızıya dönerse, başınız dertte demektir, kötü kişilik olmuştur.

32-   Cep telefonları ve dizüstü bilgisayarlar asla şarja ihtiyaç duymaz, pil ömürleri neredeyse sonsuzdur. Ancak yardım çağırmaya kalkarsanız hemen pilleri biter.

33-   Resim ve ses gönderiminde gecikme söz konusu değildir. Örneğin Mars ile hiç gecikme olmadan eş zamanlı konuşulabilir. Star Wars’ta olduğu gibi binlerce ışık yılı ötedekilerle bile 3 boyutlu hologramlar ile ve eş zamanlı konuşulur.

34-   Çalışmayan bir bilgisayar ya da sisteme son çare olarak tekme ya da yumruk vurulur. %99 ihtimalle çalışır.

35-   Kapının şifresini bilmiyorsanız elektronik düzeneğe ateş edin. Elektronik devresi vurulunca bütün kapılar otomatik açılır.

36-   Dokunmatik ekranlara dokunduğunuzda mutlaka ses çıkarırlar.

37-   Bir ekrana şifre girilirken, ***** şeklinde gösterim yerine, şifreyi herkesin görebileceği şekilde ve 96 punto olarak girmek esastır. Hatta şifre girilen ekranın bir kopyası duvardaki dev ekrana yansıtılır. Kimse kimsenin şifresine bakmaz, güvenlik sorunları oluşmaz.


Benzer bir çok hata ve komiklik bulunabilir. Bu filmleri yaparken neden bir uzmana danışmazlar ya da gerçeğe yakın sahneler çekmezler, anlamakta zorlanıyorum...