Güvenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güvenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2013 Perşembe

Bütün kişisel bilgilerinizin internette dolaşmasından rahatsız mısınız? Arkadaşlarınızın, patronunuzun, ailenizin görmemesi gereken bir bilgi ortalıkta mı dolaşıyor? Bunlardan kurtulma şansınız var mı? Kötü haberi baştan vereyim : hayır! Bunu yaptığını iddia eden bazı siteler var, ama bu siteler sadece tüm sosyal medya hesaplarınızı kullanılmaz hale getiriyor, tümüyle izinizin yok olması neredeyse imkansız. Tanık koruma programına girip kimliğinizi ve yüzünüzü değiştirmek bile daha kolay. Bilgileriniz bir kere internette dolaşmaya başladı mı, geri dönüş yok. Bunun baş sorumlusu tabii ki yine biziz. Kendi isteğimizle Facebook, Twitter, Foursquare ve tüm diğer sitelere koyduğumuz özel bilgiler yok olmamak üzere internette kalıyor.

Öyle bir zamandayız ki, hiç internete girmeyen, sosyal medyaya ilgi duymayan ya da paranoyak seviyede bilgilerini gizleyenler dahi tam anlamı ile bir özel hayat elde edemiyor. Google’ın başlattığı, ülkemizde de Yandex tarafından büyük şehirlere getirilen hizmeti düşünün (StreetView). Tüm kentin sokak sokak görüntüsü internette, tabii sizin evinizin, dükkanınızınki de. Pek çok alışverişinizde, garanti durumlarında, bankalarda, hatta bazı devlet ve belediye hizmetlerinde cep telefonunuzu vermeden adım atamıyorsunuz. Bu da size bol bol gereksiz SMS ve aramalar şeklinde geri dönüyor. Siz ne kadar korumaya alsanız da, bu kadar hassas olmayan bir arkadaşınız, resminizi, e-mail adresinizi ya da başka bir bilgiyi internet üzerinden paylaşmakta sakınca görmüyor. Bu aşamada da bilgi ve veriler tamamen kontrolünüzün dışına çıkıyor. Hepsinden vazgeçtim, ülkemizde Yüksel, Şahin, Öztürk gibi soyadları, Mehmet, Mustafa, Ahmet, Ali, Ayşe, Zeynep gibi adlar o kadar çok ki, bunların kombinasyonundan oluşan isimlerden yüzlerce var. Yani size benzer adı soyadı olan birinin kötü biri olması durumunda, bu sizi de etkiliyor. Özel hayat edinme savaşını çoktan kaybettik gibi duruyor.

Peki ne yapmalı? Bu savaşı çoktan kaybettiğimize ve kimse tam anlamı ile bir özel hayata sahip olamayacağına göre, en iyi taktik karşı hücum. Yani doğru ve vermek istediğiniz kadar bilgiyi internete koymak. Tüm özel hayatını, tüm resimlerini, her gittiği yeri herkesle paylaşanlar için değil ama, kalan çoğunluk için en iyi çözüm bu. Tanınmanızda doğru yönde yardımcı olacak, gerekli bilgileri, uzmanlık alanlarınızı ve ayırıcı özelliklerinizi vurgulamak. Bunu yaparken de tüm bu bilgilerin çok çok uzun zaman silinmeden interneti dolaşacağını bilmek. Özetle Internet’i yenemiyorsak, ona katılmamız gerekiyor.

15 Eylül 2011 Perşembe

Son zamanlarda çöp posta (spam e-mail) sayım oldukça fazlalaştı. Bunlarla bir şekilde herkes başa çıkıyor ama hala bazı kullanıcıların önlerine gelen her şeyi bütün e-posta listelerine tekrar göndermelerinin, bu postalardaki zararlı mesajları tıklamalarının ve virüs bulaşmalarının önüne geçilemiyor. Özellikle de doğruluğunu hiç bir şekilde araştırmadan, hemen iletilen mesajlar tepemi fena halde attırıyor. En son olarak “John Hopkins” (doğrusu : Johns Hopkins) üniversitesinden gelen kanser ile ilgili “çok önemli” bilgilendirmeler geldiğinde arkadaşımı uyardım. E-posta listesindeki herkese sorup soruşturmadan gönderdiği mesajı bir çok ciddiye alan kişi olmuştu. Neyse ki herkese bir özür mesajı ile bu e-postanın yanıltıcı bilgi içerdiğini tekrar yazdı ve bu kişiler yanlış bilgi yüklenmesinden kurtulmuş oldular.

Peki, bu tür yanıltıcı (ve daha kötüsü) bize zarar vermek isteyen e-postalar hakkında ne yapabiliriz? İşte kolayca yapabileceğiniz bazı kontroller:


Bu e-postaların bir kısmı İngilizce’de “Hoax” olarak adlandırılan, “şehir efsanesi”, asparagas haber vb. barındıran, genelde zararsız e-postalar. Tabii, zararsızdan kastım, herhangi bir virüs ya da zararlı bağlantı içermemeleri. Ama yarattıkları bilgi kirliliğinin zararlı olma ihtimali her zaman var. Eğer gelen e-postadaki bilgi çok ilgi çekici, korkutucu, duyulmamış vs. ise hemen bir kontrol yapmakta fayda var. Elimizin altında Google gibi bir araç var. Güvenilir sitelerden haberin doğruluğu kontrol edilebilir. İngilizce bilenler, “hoax” ları listeleyen sitelere bakabilirler. Örneğin yukarıdaki kanser haberi için Google’a “Hoax John Hopkins” yazmanız yeterli. Hemen bu e-postanın “hoax” olduğunu belirten onlarca site çıkıveriyor karşınıza.


Artık çok bilinen bazı e-postalar da Afrika’daki zengin devlet başkanının oğlundan, karısından vs. gelen, milyonlarca doları transfer etmek için sizden yardım isteyen e-postalar. Parayı transfer etmek için siz 5-10 bin dolarcık bir komisyonu bize bir gönderin, sonra milyon dolar sizin hesabınızda türü kandırmacalar. Maalesef hala kananlar varmış! Daha da abartıp, bu mesajları Google Translate ile çevirip Türkçe gönderenler de var. Ama bunlar çevirinin mükemmel olmamasından dolayı daha kolay yakalanıyorlar. Bu konuda tek tavsiyem, tanımadığınız insanlara hiçbir şey göndermeyin, nokta...


En zararlı e-posta tiplerinden biri, bankalardan ya da güvenilir bildiğiniz diğer sitelerden (örneğin PayPal, Twitter, Facebook vb) gelir gibi görünen zararlı postalar. Bildiğiniz gibi hiçbir banka ya da bu güvenilir siteler şifre, anne kızlık soyadı vs. gibi bilgileri e-mail ile istemiyor, ya da güncellemeleri e-posta yolu ile yapmıyor. Ne kadar güvenilir görünürse görünsün, bu tür mesajlara rağbet etmeyin. Bu mesajları ayırmanın birkaç püf noktası var:

o   Genelde imla hataları ya da düşük cümleler barındırıyorlar. Büyük kurumlar, binlerce kişiye giden mesajlarda genelde böyle hata yapmazlar.

o   Tehdit içeriyorlar. Örneğin : “3 gün içinde güncellemezseniz hesabınız askıya alınacaktır” gibi.

o   Sahte bağlantılar içeriyorlar. Bu bağlantıları ortaya çıkarmak için şöyle bir yol izleyebilirsiniz. Örneğin, bağlantı www.facebook.com gibi güvenilir bir site adresi gösteriyor olabilir. Bağlantıya kesinlikle tıklamadan, imleci bağlantının üzerinde gezdirin (üsttekinde deneyin). Bağlantının altında (ya da tarayıcınızın alt köşesinde) 192.168.1.1 ya da www.facebookfake.mysite.ch/xyz.aspx gibi şeyler gördüğünüzde hemen o postadan kurtulun! En iyisi, bildiğiniz siteleri favori listenize eklemek ya da üşenmeden adreslerini elle girmek. (192.168.1.1 modem adresidir, biliyorum!)


Aslında en iyisi, tanımadığınız ya da güvenli olduğuna emin olmadığınız tüm e-postalara kuşkuyla yaklaşmak. Ama tabii örneğin Facebook’ta tanımadığı, hayatında görmediği insanları arkadaş olarak ekleyen bir nesile bunları söylüyor olmak umutlarımı azaltıyor. Sonuçlarının sandığınızdan çok daha kötü olabileceğini belirterek biraz korkutayım hiç olmazsa!



17 Mayıs 2011 Salı

Bu bir güvenlik yazısı, ama Internet’e konulan içerik hakkında bilinmesi gereken temel bir kural var. Hiç bir içerik %100 güvende değildir! Her ne kadar ilgili sitelerden üyeliğinizi veya yüklemiş olduğunuz içerikleri silmiş olsanız da, bu içeriklerin bulunduğu web sitelerinin birer sunucu üzerinde olduğunu ve bu sunucuların yedeklerinin alındığını, her an siber saldırı riski altında olduklarını ve içeriğin yetkisiz kişilerin eline geçebileceğini unutmamanız gerekiyor. Sürekli olarak ve artan oranda kendimize ait içerikleri Internet ortamında ortaya saçıyoruz. Bunların tamamen güvende ve istediğimiz zaman yok edilebilir olduğunu düşünmek biraz saflık olur. Bu nedenle, Internete koyacağınız içeriği, ileride silme olanağınız olmazsa ne tür sorunlar yaratacağını önceden bilerek ve bu ön filtreden geçirerek yüklemekte fayda var.

500 milyondan fazla üyesi olan Facebook’un da tamamen korumalı olmadığını ve olamayacağını bilerek, yine de güvenliğinizi arttıracak bazı basit önlemleri sıralamak istiyorum.

-         *  Öncelikle, yukarıda belirttiğim gibi, neyi paylaşacağınızı çok iyi değerlendirin. İleride sizi sıkıntıya sokabilecek ya da bir gün silmek isteyeceğiniz hiçbir şeyi paylaşmayın. Bahsettiğim gibi, sildiğinizi sandığınız hiçbir şey gerçekten silinmez.

-        *  Kimlerin neyi görmesi gerektiğini ayarlar kısmından değiştirin. Özellikle herkesin görmesini istediğiniz bir şey yoksa, bütün ayarları “yalnızca arkadaşlarım” olarak yapın.

-          *Yüzyüze görmediğiniz, şahsen tanımadığınız kimseleri arkadaş listenize eklemeyin, arkadaşlık isteklerini geri çevirin.

-        * Listeler oluşturun. Örneğin : “İş arkadaşlarım”; “Müşteriler”; “Ailem” vs gibi. Bu listeleri filtrelemeniz daha kolay olur.

-     *  Sizi kimin bulabileceği kısmını da ayarlayın. Herkesin sizi bulması yerine “arkadaşlarınızın arkadaşları”nın bulması yeterli olacaktır.

-    *  “Beğen” düğmesini kullandığınızda, bunu herkes görebilir. Ayarlar kısmından, beğendiğinizde sadece arkadaşlarınızın görmesini sağlamalısınız. İş yeriniz hakkında olumsuz bir yorumu beğendiğinizi ve herkes bunu görebildiği için patronunuzun veya müdürünüzün bunu gördüğünü düşünün!

-       * Mümkün olduğunca ücretsiz Wi-Fi ağlarından Facebook’a bağlanmamaya çalışın. Bu ağlar genelde şifresiz olduklarından kötü niyetli kişiler için iyi bir sızma yolu oluştururlar. En azından “güvenli sörf” (secure browsing) seçeneğini kullanın. (adresler https:// ile görüntülenecektir)

-     * Nereden (ev, laptop vs) giriş yaptığınızı belirten Facebook uyarılarını ciddiye alın, ayarlar kısmından bu uyarıların e-postanıza gelmesini sağlayın. Böylece sizin giriş yaptığınız bilgisayarlar dışından biri hesabınıza girmeye kalkarsa haberiniz ve engelleme şansınız olur.

-      * Bence en önemli maddelerden biri bu : Mümkün olduğu kadar uygulamalardan uzak durun. Özellikle tanımadığınız kişilerden gelen mesajlar çok tehlikeli. Ben Facebook’ta hiç bir uygulamaya müsaade etmiyorum. Sizin bu kadar katı olmanıza gerek yok, ama yine de güvenilirliğinden emin olduğunuz uygulamaların dışına çıkmayın. Özellikle “kim seni ne zaman takip etmiş”, “kesinlikle çalışıyor” vs gibi mesajlar verip, pek olmayacak vaatlerde bulunan uygulamalardan uzak durun. Uygulamalara müsaade ettiğinizde, kötü niyetli bir uygulamanın tüm Facebook bilgilerinize ulaşabileceği gerçeğini unutmayın. Ayrıca, arkadaşlarınızın uygulamaları da, aynı arkadaşlarınızın gördüğü size ait bilgilere ulaşabiliyor. Bunu önlemek için güvenlik ayarları kısmından uygulamaların içine girerek, arkadaşlarınızın uygulamalarının ulaşabileceği içeriği seçin. Ben tüm seçenekleri kaldırdım ama sizin neleri göstermek istediğiniz tercihinize kalmış.

-     * Duvarınıza sadece arkadaşlarınızın yazmasına izin verin. İstenmeyen kişilerin yazmasını engellemek için güvenlik ayarlarını buna uygun olarak yapılandırın.

Tüm bunları yaptığınızda biraz daha güvende hissedebilirsiniz. Yine de paylaştığınız içerik konusunda dikkatli olmanız en geçerli önlem olacaktır.

13 Mayıs 2011 Cuma

Gün geçmiyor ki, Internet üzerinde ilginç bir servis bulmayalım. İşte bu site de onlardan biri. stolencamerafinder (çalıntı fotoğraf makinası bulucu) adlı siteye çalınan fotoğraf makinanız ile daha önceden çekmiş olduğunuz bir resmi yüklüyorsunuz. Daha sonra, site bu fotoğraftaki makinanın seri numarasını belirleyerek, aynı makina ile çekilmiş ve Internet’e konulmuş fotoğrafları arıyor. Makinanızı çalan kişi, makina ile çekilen bir fotografı Internet’e koyarsa, site bu fotoğrafı size buluyor. Böylece, en azından makinanızın yaklaşık konumunu bulma şansınız oluyor.

Sistemin çalışması oldukça basit. Günümüzdeki tüm dijital fotoğraf makinaları, çektikleri resimlere cihaz markası, resim rezolüsyonu, gün, zaman, seri no vb. gibi bilgiler ekliyorlar. Sitedeki program da, makinanız ile çektiğiniz herhangi bir resmi yüklediğinizde, resmin üzerinden cihaz marka/modelini ve seri numarasını alıyor ve bunu Internet üzerinde arıyor. Seri numarasını isterseniz el ile de girebiliyorsunuz. Yüklemek istediğiniz resmi de sitenin üzerine sürüklemeniz yeterli oluyor. Tabii makinanız ile çekilmiş bir fotoğrafa rastlarsanız, ne yapacağınız veya hırsızı nasıl yakalayacağınız size kalmış...